Meslek Birliklerinin  Federasyon Çatısı Altında Birleşmelerinin Önemi

Meslek Birliklerinin Federasyon Çatısı Altında Birleşmelerinin Önemi

Günümüzde Fikri ve Sınaî Hakların Korunmasına yönelik en önemli çalışmalar “Korsanla Mücadele” başlığı altında yürütülmektedir. Ülke genelinde en ufak kasabalarda bile korsan materyallere rahatlıkla ulaşılabildiği gerçeği dikkate alındığında korsanla mücadelede gelinebilen aşama rahatlıkla değerlendirilebilir. Hâlbuki bugüne kadar, öncelikle 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu başta olmak üzere korsanla mücadeleyi daha rahat ve etkili yürütebilmek için ilgili yasalarda defalarca değişiklikler yapılmış, ihtisas mahkemeleri kurulmuş, emniyet güçlerinde özel birimler oluşturulmuş ancak yinede istenilen sonuca bir türlü ulaşılamamıştır. Bu durum karşısında öncelikli sorunun uygulama da karşımıza çıkan eksiklik ya da yanlışlıklardan kaynaklandığını bizlere düşündürmektedir. 

Öncelikle söyleyebileceğimiz husus, fiili mücadelede uygulanan yöntemler, nitelik itibarı ile birçok zaman başarılı sonuçlar elde ediyor olsa bile sayısal olarak hala gerekli düzeyin çok altında kalıyor olduklarıdır. Büyük şehirlerde, sayıları bazen yetersiz kalsa bile, uzmanlaşmış birimler görev yaparken diğer yerlerde konuya hakim ve bilgili personel eksikliği dikkati çekmektedir. Aynı zamanda konu ile ilgili olarak görev yapan bazı birimlerde korsanla mücadele uygulamaları diğer yasal uygulamalar yanında daha önemsiz olarak görülmekte olup her iki durumunda gerekli eğitimlerin verilerek düzeltilmesi gerekmektedir.

Yakalanan şüphelilerin soruşturması ve yargılanması aşamalarında, konu ile ilgisi yoğun olan savcılık ve mahkemelerde fazla sorunla karşılaşılmamaktadır ancak bir kısım mahkeme ve savcılık birimleri yasaya, vicdana aykırı uygulamalar yapmaktadır bu konunun örnekleri aşağıdaki gibidir.

a)İlk sorun şüpheli yerlere yönelik arama kararı taleplerinde ortaya çıkmaktadır, bir kısım mahkemelerin hiçbir şekilde arama kararını kabul etmedikleri artık uygulayıcılar tarafından kesinleşmiştir. Red gerekçeleri arasında “Hukuk mahkemesi kanalı ile delil tespiti yapılması gerektiği ya da bize delil getirin gerekçesi” en çok ileri sürülen gerekçelerdendir. Hâlbuki savcılık ve mahkemeyle maalesef hayatın akışı hakkında yeterli bilgiye sahip olmadıkları için ya da konuyu fazla önemsemedikleri için, şüpheli yerlerden delil getirilmesini talep etmektedirler. Ancak bir firmanın ya da bir avukatın herhangi bir işyerinden ya da gizli üretim yapan bir işletmeden fiziki bir delil alamayacağı ortadadır. Örneğin sahte bir ürünün fişi ya da faturası olamaz, ya da istenildiği şekilde fotoğrafı çekilemez, ajan kullanılamaz, tanık dinletilemez çünkü tehlikelidir, avukatın tanıklığı bağlayıcı olmaz, ya da bir korsan yazılımı yüklediğini kimse bir belgeye kaydetmez ancak işyerine gidildiğinde görülebilir. Bunun yanında hukuk mahkemesinin delil tespiti yapması gerektiği fikrinin anlamsızlığını tartışmak bile istemiyoruz. Korsan kitap ya da CD satan bir yere hukuk hâkimi ve bir mübaşirle gidip nasıl bir işlem yapılacağı merak konusudur.

b)Soruşturma sırasında ya da mahkeme safhasında verilen Kovuşturmaya Yer Olmadığı (KYO) ya da beraat kararları ise çok ilginç gerekçeleri karşımıza çıkarmaktadır. Örneğin bir bilgisayarcının işyerinde, tespit yapıldığı gün yüklenmiş korsan yazılım olan bir bilgisayarın sahibinin bir başkası olması nedeni ile beraat ya da KYO kararı verilmekte, suçun konusunun zaten bilgisayarın başkasının malı olsa da yazılımın o işyerinde yüklendiği olduğu bazen de mahkemesine maalesef anlatılamamaktadır.

İçerisinde korsan ürünle yakalanan bir bilgisayar bilirkişi incelemesinden geçirilmeden sanığa iade edilebilmektedir. Burada savcılık makamının hatası ise bakanlık tarafından göz ardı edilmektedir. Hâlbuki bu tip soruşturma konularında bakanlıkça bir prosedür hazırlanıp tüm ülkede savcılık ve mahkeme makamlarının buna uyması “önerilebilir”.

Emniyet birimlerinin ve savcılıkların bir arada hareket ederek, özellikle korsan konusunda gruplaşan veya çeteleşen kişileri teknik takibe almasının sağlanması bu şekilde meydana çıkan oluşumların çökertilmesi gereklidir.

Son ve en önemli konu ise Yargıtay’ın ilgili dairesinin yavaşlığıdır. Henüz ilgili ceza dairesinin bir tek emsal kararı mahkemelere ulaşmamıştır. Hiçbir konuda yerel mahkemeleri yönlendirici bir karar alınmamıştır. O kadar uzun bir süreden bahsetmekteyiz ki yüzlerce dosya zaman aşımına uğramıştır. Bu durumun sonucu ise malumdur: Hiçbir sanık dosyasını temyiz ettiğinde cezasının infaz edileceğine inanmamaktadır, suçlu kurtulacağını bildiği için rahatlıkla eylemlerini sürdürmekte, kesinleşmiş bir cezası olmadığı için diğer suçlarında herhangi bir farklı ceza almamakta ancak mağdurlar zarar görmeye devam etmekte, ülkemize yapılan yatırımlar engellenmekte, ülke prestiji ise ‘0’a inmektedir. Bugün sadece verilen cezaların kesinleşmesi bile korsanlıkla mücadeleye büyük bir ivme kazandıracaktır. Bu şekilde bu işi meslek haline getirmiş kişilerin önemli bir kısmının cezasını çekmesi sağlanmış olacaktır. 

Avukat Mehmet Kaan KOÇALİ

Medyakolik Gazetesi Nisan 2008 Sayı 26